8 Ocak 2021 Cuma

Yazabilirken okuyamamak...

Beynin içerdiği nöron ağlarından bahsetmiştik. Bu ağların yaklaşık 85 milyar nöron tarafından oluşturulduğunu ve her bir nöron başına binlerce bağlantı yaptığını söylemiştik. Matematiksel açıdan korkunç bir bağlantısal haritayı ifade etmekle birlikte yaşamımızda bu bağlantısallığı nasıl hissettiğimiz ayrı bir konu.

Bu ağ yapısı sayesinde beyin ve merkezi sinir sistemi, vücudun tüm fonksiyonlarına bir şekilde dahil olur. Tecrübi olarak ne tür fonksiyonlar üstlendiğini herkes bilir, kol ve bacaklarımızı hareket ettirmemizde, konuşmamızda, etrafı görmemizde, sesleri işitmemizde, dünyayı hissetmemizde, koku ve tat almamızda, hepsinden öte bütün bunları anlamlandırmamızda beyin birincil rolü üstlenir. Fakat tüm bu bağlantısallık yalnızca kol ve bacak hareketi ve beş duyu gibi temel yaşamsal fonksiyonlarımızı karşılamıyor olsa gerek. İnsan beyninin dehlizlerinde daha ince, daha gizli, daha enteresan görevler de mevcuttur.

Nöroloji ve nöroşirurjide birtakım fonksiyonlar patolojik durumlar üzerinden tanımlanır. X patolojisi/hastalığı mevcut olmasa belki de beynin bununla ilişkili Y fonksiyonunu anlamak veya keşfetmek mümkün olmayabilir. İşte bu ince ve derin fonksiyonlar, günlük rutinimizde farkında olmasak da binlerce kez kullandığımız ve beynin neden böylesine korkunç bir ağ yapısına sahip olduğunu açıklar nitelikte. Bunlara örnek olarak aşağıdaki patolojik durumları Mark S. Greenberg’in Handbook of Neurosurgery’sinden alıntılayarak buraya aktarmamızda fayda görüyorum.


Beynin parietal lobu, teknik olarak santral sulcus’un arkasında ve silvian fissürün üstündedir. Topografik olarak ise beynin her iki tarafında üst-arka bölümde yer alır. Parietal lobun fonksiyonlarını, patolojileri üzerinden anlamaya çalışabiliriz. Parietal lobun belirli bölgelerine ait hastalıklarda görülebilecek bazı durumlar şunlardır:

·        - Kortikal duyusal sendrom ve duyusal ihmal (aynı anda sunulan 2 uyarandan birini ihmal etme)

·         -Hastalığın beyindeki tarafının karşı taraf vücut yarımında ve karşı taraf görsel uzayın ihmali (Hastaya sağı kırmızı, solu sarı renkle boyanmış bir duvar gösterilirse hasta duvarın sarı-kırmızı değil sadece kırmızı olduğunu söyleyebilir, hastaya arkasını dönmesi söylenip duvarın ne renk olduğunu tekrar düşünmesi istenirse, bu kez sarı renkte olduğunu söyleyebilir.)

·        - Hasta konuşulanları duyup anlayabilir, fakat bağlantılı öğeler içeren cümleleri anlamayabilir

·         -Gerstmann sendromu: Hasta okuyabilir ama yazamaz, sağ ve sol tarafları karıştırabilir, parmaklarını adlarıyla tanımlayamaz, hesaplama yapamaz

·         -Hasta vücudunun bir yerine dokunarak çizilen şekilleri tanımlayamaz, çizilen rakamları ve harfleri de anlayamaz

·         -Kendiliğinden kolaylıkla yapabildiği hareketleri sözel emirle gerçekleştiremez

·         -Haritasal hafıza kaybı

·         -Hasta, hastalığını reddedebilir (bir taraftaki kol veya bacağı felçli ise o kol ve bacağın kendisine ait olduğunu inkar edebilir)

·         -Giyinme apraksisi (hasta giysilerinin sadece bir tarafını giyer, diğer tarafını giymez)

·         -Dokunarak cisimlerin şekil ve büyüklüklerini anlayamama

·         -Alloşiri (bir taraftan gelen uyarıyı karşı taraftan algılama, örneğin sağdan seslenildiğinde sola dönerek cevap verebilir)

·         -Wernicke afazisi (hastanın kelimeleri çıkarışı ve artikülasyonu normaldir, fakat konuşmaları tamamen anlamsızdır)

·         -İletim tipi afazi (Wernicke afazisine benzer, fakat tekrarlama ağır düzeyde bozulmuştur. Hasta karşıdan duyduğu kelime ve cümleleri tekrarlayamaz)

·         -Saf kelime körlüğü (hasta okuyamaz ama yazabilir)

Birçok insan bu patolojileri duyduğunda beynimizin bu tarz fonksiyonlara da sahip olduğuna şaşırabilir. Fakat bu patolojiler bize öğretmiştir ki, bir insan elbisesinin sadece bir tarafınız giyiyor olma, ya da yazı yazabilirken yazı okuyamama veya kendi yazdığını okuyamama gibi durumlarda kalmamak için ağ yapısı itibariyle tamamen sağlıklı çalışan bir beyne muhtaçtır. Bu bağlantısal ağ yapısı, beynin tüm fonksiyonları arasında anlamlı ilişkiler kurulması ve bütünleyici fonksiyonel yaşamın devamı için merkezi roldedir. Araştırmalarımızın bize daha nice şeyler öğreterek, aslında bilmediğimiz daha nice şeyler olduğunu öğretmektedir.

Peki "anlama" veya "bilinç" dediğimiz şey, beyinde nasıl meydana gelir? Veya doğru soruyu soracak olursak, beyinde mi meydana gelir?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Neo-Darwinizm ve Tanrı İnancının Kökenleri: Bir Deney Tasarımı

Özellikle teistik evrimciliğin öncülük ettiği bir söylem olarak; Neo-Darwinist evrimin canlıların türleşmesine yönelik yalnızca doğal-bilims...