16 Ocak 2021 Cumartesi

Özgür irade yok mudur? Benjamin Libet deneyi ne söylüyor?

 "Bütün kuramlar özgür iradenin aleyhine, bütün deneyimler özgür iradenin lehinedir." Samuel Johnson

Bilimsel olarak varlığı uzay-zamanda gösterilememiş, fakat deneyimlerimizin bize varlığını kuvvetle dayattığı bir fenomen, özgür irade. 

Çoğumuz özgür irade sahibi olduğuna inanır, fakat nörobilim bize özgür irade sahibi olduğumuzu kanıtlayacak, hatta bırakın kanıtlamayı, çağrıştıracak bir yaklaşım sunmuyor. Evrenin yapısına dair fizik ve biyoloji kuramımızda özgür irade yoktur. Hatta sinir sistemimiz üzerinde yapılan bazı deneylerin ve araştırmaların, özgür iradenin var olmadığını kanıtladığı zannedilir. Bunların en meşhuru Benjamin Libet deneyidir. 

1983 yılında yapılmış bir deneydir. Gönüllülerin önüne bir buton koyulmuştur ve istedikleri an butona basabilecekleri söylenmiştir. Bununla birlikte butona basmaya karar verdikleri ve ardından bastıkları saniyeler ayrı ayrı tespit edilmiştir. Gönüllülerin kafalarına beyin dalgalarının kombinasyonlarından çıkan dalga paternlerini kaydeden EEG cihazları da bağlıdır.

Deneyin sonucu enteresandır. Hastalar beklendiği üzere önce butona basmaya karar vermiş, bundan 200 milisaniye sonra da butona basmıştır. Fakat butona basmaya karar verdikleri andan yaklaşık 350 milisaniye önce beyin EEG'lerindeki dalga paterninde bir değişiklik görülmüştür. Yani onlar karar vermeden önce beyinde bir şeyler olmuştur. Ne olduğu bilinmemektedir.

Yukarıdaki EEG trasesine göre beyindeki ilk değişiklikler A noktasında başlamış ve EEG dalgalarına yansımıştır, B noktasında gönüllüler butona basmaya karar vermiş, 0 noktasında ise butona basmışlardır.

Çoğu araştırmacı bu sonucu şu şekilde yorumlar: Gönüllülerin karar verdiklerini sandıkları andan daha önce beyin zaten butona basmaya karar vermişti. Gönüllüler butona kendilerinin bastıklarını zannederler fakat beyin bunu onlara dayatır. Karar vermeden 350 milisaniye önce görülen beyin dalgaları bunun kanıtıdır. Dolayısıyla özgür irade ile alınmış sanılan kararlar, aslında öncesinde beyin tarafından emr-i vaki ile ortaya çıkarılmış şeylerdir. Özgür irade yoktur.

Ben bu yoruma katılamıyorum. Bu yorumun bilimsel bir yorum olduğunu da düşünmüyorum.

Birincisi, gönüllülerin butona basmaya karar verdikleri an, yukarıdaki yorumu yapanların iddia ettikleri gibi kendi karar verdiklerini "zannettikleri" ama aslında öyle olmayan an olabilir gerçekten. Buna itirazım yok. Fakat bu durum, onların kendilerinin karar vermediği anlamına gelmez. Kararı kendileri vermiş, fakat zamanlamasında yanılmış ve gecikmiş olabilirler. "Kararı kendi özgür iradeleri ile almadıkları" iddiası, fazlasıyla aceleci, önyargılı ve basit görünüyor gözüme.

İkincisi, karar verdikleri andan 350 milisaniye önce görülen beyin dalgaları, kararın dalgaların görüldüğü an verildiğini, hatta daha öncesinde de verilmiş olabileceğini gösterebilir. En azından aksini göstermez. Sonuçta irade ile EEG dalgalarının arasında nedensel bir ilişki kurulabilmiş değildir. Kurulduğunu veya kurduğunu iddia eden varsa dinlemekten büyük zevk duyarım.

Bu deneyin yanlış yorumlanmasının en birincil sebebi, zaman ve mekan algımızın naifliğinde yatıyor kanımca. Deneyimlerimiz arasında "an" diye bir deneyim bulunmadığı herkesçe malumdur. Malum değilse bile küçük bir denemeyle anlaşılabilir. Bizler "an" diye bir deneyim sahibi değiliz. Algımız, süreçleri deneyimleyebilmek üzere tasarlanmıştır, tek bir "an"ı değil. Hangi "an"ı algılamaya çalışsak, geç kalacağımız kesindir, biz algılamaya çalışırken o an 350 milisaniye önce geçip gitmiştir... Libet gönüllülerinin butona basmaya karar vermelerinden 350 milisaniye önce beyinlerinde birtakım dalgalar görülmesi, şimdi daha mantıklı bir zemine oturdu diye tahmin ediyorum. "An" algısı, algılama çabasından her zaman daha geç ortaya çıkacaktır. Bu yüzden, Libet deneyinde beklentileri sarsan, devrim niteliğinde bir sonuç bulunduğu görüşüne üzülerek katılmadığımı itiraf etmeliyim.

Dahası, beyin fizyolojimiz ve nöron dinamiğimize dair bilgimiz, özgür iradenin varlığına kesinlikle bir şans vermezken, bunun ne anlama geldiğini tam olarak kestiremediğimiz EEG dalgaları ile desteklenmeye çalışılması, zaten gereksizdir. Özgür irade, laboratuvarın değil, günlük yaşam deneyiminin ortaya çıkardığı bir fikirdir.

Özgür irade ile beyindeki iyon akışları arasında doğrudan bir nedensel ilişki bulunmadığı takdirde kesin yorum sahibi olamayacağımızı düşünmekten kendimi alamıyorum. Adeta bir perdenin önünde birtakım olayları gözlemliyoruz, perdenin önündeki bu olaylardan yola çıkarak perdenin arkasında bulunan ve hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir dünyayı anlamaya çalışıyoruz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Neo-Darwinizm ve Tanrı İnancının Kökenleri: Bir Deney Tasarımı

Özellikle teistik evrimciliğin öncülük ettiği bir söylem olarak; Neo-Darwinist evrimin canlıların türleşmesine yönelik yalnızca doğal-bilims...