Beynin içerdiği nöron ağlarından bahsetmiştik. Bu ağların yaklaşık 85 milyar nöron tarafından oluşturulduğunu ve her bir nöron başına binlerce bağlantı yaptığını söylemiştik. Matematiksel açıdan korkunç bir bağlantısal haritayı ifade etmekle birlikte yaşamımızda bu bağlantısallığı nasıl hissettiğimiz ayrı bir konu.
Bu ağ yapısı sayesinde beyin ve merkezi sinir sistemi,
vücudun tüm fonksiyonlarına bir şekilde dahil olur. Tecrübi olarak ne tür
fonksiyonlar üstlendiğini herkes bilir, kol ve bacaklarımızı hareket
ettirmemizde, konuşmamızda, etrafı görmemizde, sesleri işitmemizde, dünyayı
hissetmemizde, koku ve tat almamızda, hepsinden öte bütün bunları anlamlandırmamızda
beyin birincil rolü üstlenir. Fakat tüm bu bağlantısallık yalnızca kol ve bacak
hareketi ve beş duyu gibi temel yaşamsal fonksiyonlarımızı karşılamıyor olsa
gerek. İnsan beyninin dehlizlerinde daha ince, daha gizli, daha enteresan görevler
de mevcuttur.
Nöroloji ve nöroşirurjide birtakım fonksiyonlar patolojik durumlar üzerinden tanımlanır. X patolojisi/hastalığı mevcut olmasa belki de beynin bununla ilişkili Y fonksiyonunu anlamak veya keşfetmek mümkün olmayabilir. İşte bu ince ve derin fonksiyonlar, günlük rutinimizde farkında olmasak da binlerce kez kullandığımız ve beynin neden böylesine korkunç bir ağ yapısına sahip olduğunu açıklar nitelikte. Bunlara örnek olarak aşağıdaki patolojik durumları Mark S. Greenberg’in Handbook of Neurosurgery’sinden alıntılayarak buraya aktarmamızda fayda görüyorum.
Beynin parietal lobu, teknik olarak santral sulcus’un
arkasında ve silvian fissürün üstündedir. Topografik olarak ise beynin her iki
tarafında üst-arka bölümde yer alır. Parietal lobun fonksiyonlarını,
patolojileri üzerinden anlamaya çalışabiliriz. Parietal lobun belirli bölgelerine
ait hastalıklarda görülebilecek bazı durumlar şunlardır:
· - Kortikal duyusal sendrom ve
duyusal ihmal (aynı anda sunulan 2 uyarandan birini ihmal etme)
· -Hastalığın beyindeki
tarafının karşı taraf vücut yarımında ve karşı taraf görsel uzayın ihmali (Hastaya
sağı kırmızı, solu sarı renkle boyanmış bir duvar gösterilirse hasta duvarın sarı-kırmızı
değil sadece kırmızı olduğunu söyleyebilir, hastaya arkasını dönmesi söylenip
duvarın ne renk olduğunu tekrar düşünmesi istenirse, bu kez sarı renkte
olduğunu söyleyebilir.)
· - Hasta konuşulanları duyup
anlayabilir, fakat bağlantılı öğeler içeren cümleleri anlamayabilir
· -Gerstmann sendromu: Hasta
okuyabilir ama yazamaz, sağ ve sol tarafları karıştırabilir, parmaklarını
adlarıyla tanımlayamaz, hesaplama yapamaz
· -Hasta vücudunun bir yerine
dokunarak çizilen şekilleri tanımlayamaz, çizilen rakamları ve harfleri de
anlayamaz
· -Kendiliğinden kolaylıkla
yapabildiği hareketleri sözel emirle gerçekleştiremez
· -Haritasal hafıza kaybı
· -Hasta, hastalığını
reddedebilir (bir taraftaki kol veya bacağı felçli ise o kol ve bacağın
kendisine ait olduğunu inkar edebilir)
· -Giyinme apraksisi (hasta
giysilerinin sadece bir tarafını giyer, diğer tarafını giymez)
· -Dokunarak cisimlerin şekil
ve büyüklüklerini anlayamama
· -Alloşiri (bir taraftan
gelen uyarıyı karşı taraftan algılama, örneğin sağdan seslenildiğinde sola
dönerek cevap verebilir)
· -Wernicke afazisi (hastanın
kelimeleri çıkarışı ve artikülasyonu normaldir, fakat konuşmaları tamamen
anlamsızdır)
· -İletim tipi afazi (Wernicke
afazisine benzer, fakat tekrarlama ağır düzeyde bozulmuştur. Hasta karşıdan
duyduğu kelime ve cümleleri tekrarlayamaz)
· -Saf kelime körlüğü (hasta
okuyamaz ama yazabilir)
Birçok insan bu patolojileri duyduğunda beynimizin bu tarz
fonksiyonlara da sahip olduğuna şaşırabilir. Fakat bu patolojiler bize öğretmiştir
ki, bir insan elbisesinin sadece bir tarafınız giyiyor olma, ya da yazı yazabilirken
yazı okuyamama veya kendi yazdığını okuyamama gibi durumlarda kalmamak için ağ
yapısı itibariyle tamamen sağlıklı çalışan bir beyne muhtaçtır. Bu bağlantısal
ağ yapısı, beynin tüm fonksiyonları arasında anlamlı ilişkiler kurulması ve
bütünleyici fonksiyonel yaşamın devamı için merkezi roldedir. Araştırmalarımızın
bize daha nice şeyler öğreterek, aslında bilmediğimiz daha nice şeyler olduğunu
öğretmektedir.
Peki "anlama" veya "bilinç" dediğimiz şey, beyinde nasıl meydana gelir? Veya doğru soruyu soracak olursak, beyinde mi meydana gelir?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder