Matematik keşif mi edilmiştir, yoksa icat mı edilmiştir? Matematiksel kavramlar, sayılar, ifadeler, içinde yaşadığımız fizik evrenin bizim tarafımızdan atfedilmiş zihinsel bir idealleştirmesinden mi ibarettir, yoksa tabiatın deneyimlemediğimiz fakat zihin dünyamızı eğiten kanunlarından oluşan gerçekliğin bir ifadesi midir?
2020 yılı Nobel Fizik Ödülü sahibi İngiliz fizikçi Roger
Penrose, kariyerinin zirve eseri olarak sayılan “Kralın Yeni Usu”nun üçüncü
bölümünde “Matematiksel Kavramların Platonik Gerçekliği” başlığı altında
“Matematik keşif midir, yoksa icat mıdır?” tartışması yürütür. Buradaki
“Platonik” ifadesi, Platon idealizmine göndermedir ve matematiğin ideal
evrenine atıf yaparak -tahmin edilebileceği üzere- matematiğin icat değil keşif
olduğuna yakın bir konum belirler.
Penrose, kitabın bu bölümünden önceki uzun bir kısmında
matematiksel sayı kümelerinden ve Turing makinesi bağlamında algoritmik
yaklaşımlardan uzun uzun örnekler verir. Teknik ayrıntılar içeren bu kısımların
amacı, yalnızca bağlansıtal algoritmaların insan idrakini ve bilincini simüle
etmek adına yeterli bir zemin olmadığı görüşüne hazırlıktır. Çünkü bilincin
varlığı, yalnızca Newton mekaniği temelinde çalışan algoritmik bağlantısal
mekanizmalar ile açıklanamaz -insan beyninin nöronal bağlantısı da buna
dahildir-, farklı bir fizik anlayışı geliştirmek mecburiyettir.
Algoritmalar, matematiksel bağlantısallıktan beslenen
ifadelerdir ve insan beyninin sık sık bilgisayara, veri tabanına, hard diske
vs. benzetilmesinin arkasında bulunan ana fikirdir. Bu mesele üzerine yapılan
düşünceler bizi matematiksel evren ile fiziksel evren arasındaki benzeşmelere
ve farklılaşmalara götürür. Matematiksel evrende iki ayrı nokta arasında daima
bir üçüncü nokta var olmalıdır. Hatta aynı doğru üzerindeki iki nokta arasında
sonsuz nokta vardır. Bu iki nokta birbirine ne kadar yakın olursa olsun…
Fiziksel evrende iki noktayı birbirine sonsuza dek
yaklaştıramazsınız. Bir boyuttan sonra iki nokta arasındaki mesafe o kadar
küçülecektir ki, mesafe kavramı başlı başına anlamını kaybedecektir. Bu boyut,
kuantum gravitasyon ölçeğidir ve mekânsal evrenin anlam değiştirdiği en küçük
boyuttur.
Matematiksel kavramların ve evrenin ideal dünyası, fiziksel
kavramlar tarafından bir noktaya kadar simüle edilebilmekle birlikte o noktadan
itibaren kendi ideal dünyasını bizim idrakimize dayatacaktır.
Matematik icat değil, keşiftir, diyor Penrose.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder