Yaygın görüşe göre beyin, hesaplamaya dayalı konnektivite prensibine uygun olarak çalışır ve bu bağlantısallığın seviyesi belirli bir eşiği aştığında buradan bir şekilde bilinç doğar. Bu görüşün daha rijit versiyonuna göre beyin bir makine veya bilgisayar, zihin veya bilinç ise bu bilgisayarın programıdır. Bu görüşün tarihsel öncülüğünü Alan Turing üstlenir. Modern bilgisayarların ilkesel ataları olan Turing makineleri, hesaplamaya dayalı algoritmik sistemlerin çalışma prensiplerinin simülasyonlarında kullanılır.
Evrensel Turing makinelerini birer bilgisayar olarak düşünebilirsiniz. Belirli algoritmalara dayanan programlar işletirler. Bu programlar “X durumunda Y şeklinde davran.” şeklinde özetlenebilecek komutlar kümesidir. Turing makinelerini bilgisayarların ideal atası yapan özellikleri ise sınırsız kapasitede ve farklı alanlarda işlem yapabilme yetenekleridir. Yukarıda özetini verdiğimiz hesaplamalı bilinç teorisine göre beyin de bir Turing makinesidir, yani bilgisayardır. Zihin ise beynin işlettiği “X durumunda Y yanıtı ver.” komutlarından oluşan programıdır.
Amerikalı felsefeci John Searle araştırmalarının büyük bir kısmını bu konuya yöneltmiştir. Beynin de genel anlamda bir evrensel Turing makinesi, zihnin de onun programı olduğu yönündeki görüşü güçlü yapay zeka (YZ) olarak adlandırır. Onun çıkarımlarını iki başlıkta özetlememiz mümkündür. 1- Beyin doğadaki her nesne gibi bir bilgisayar veya makine sayılabilir. Dolayısıyla zihinsel içerikler hesaplamalı algoritmalar tarafından simüle edilebilir (zayıf YZ) 2- Beyin bir bilgisayar sayılsa bile zihin onun programı sayılmaya (güçlü YZ) everişli değildir. Bu öncülleri açalım.
1: Algoritmik hesaplama, bahsedildiği üzere belirli durumlar altında belirli sonuçlar vermek üzere programlanmış bir sistemin yaptığı iştir. Dolayısıyla doğadaki her nesneye bir hesaplama özelliği atfedilebilir. Faraza karşınızdaki pencere açıkken 1, kapalıyken 0 ile kodladığı takdirde en basit anlamıyla bir bilgisayar niteliği kazanabilir. 1 yani “rüzgar eserken açıl”, 0 yani “rüzgar esmezken kapan” gibi şartlı komutlarda belirlenmiş hallerde bulunabilir. Bu bize her nesne gibi beynin de biyolojik bir bilgisayar olabileceği, veya beyne bir bilgisayarlık atfedilebileceği yönünde fikir verir. Searle bu durumu ise zayıf yapay zeka (YZ) olarak adlandırır. Buna göre beynin nöronal aktivitelerinin haritası, bir Turing makinesince simüle edilebilir.
2: Fakat bu simülasyon, Turing makinesinin bilinç sahibi olacağını göstermez. Nasıl ki bir kasırganın simülasyonu, kasırganın kendisinin oluşturduğu etkiyi oluşturamazsa, beyin aktivitesinin simülasyonu da bilinç veya zihin oluşturamaz. Bilinç, beynin nöronal durumlarının belirli hallerde bulunması sonucu “beliren bir nitelik”tir. Bu durum, H2O olarak kodlanan su moleküllerinin belirli şartlarda bir araya gelerek suya “sıvılık” özelliği kazandırmasına benzetilebilir. Su molekülleri sıvı değildir, ama su sıvıdır. Aynı şekilde nöronlar veya sinapslar bilinçli değildir fakat beynin aktivasyonu sonucu bilinç belirebilir.
Searle’ün bu temellendirmesi, sentaks-semantik ayrımında da kendini gösterir. Hesaplamalı algoritmalarla çalışan Turing makinelerinin zihin belirtemeyeceğini bir düşünce deneyi ile ispatlamaya çalışır. Bu deney “Çince odası deneyi” olarak adlandırılan meşhur örnektir:
Bir odanın içindesiniz. Odada bir masa var. Masanın üstünde ise bir kitap. Kitabın içinde Çince sorular ve yan sayfasında ise bu soruların Çince cevapları yer alıyor. Odaya kapının altından atılan kağıtlarda Çince sorular mevcut. Sizin göreviniz ise bu soruları masanın üstündeki kitapta bulup bunlarla eşleşen cevapları yırtarak kapının dışına atmak. Kapının dışında bulunan Çinliler, odanın içinden gelen Çince cevapları anlamlı bularak sizin Çince bildiğinizi sanabilir. Fakat bu durum, sizin Çince konuştuğunuz anlamına gelmez. Sizin yaptığınız yalnızca sentaktik sembolleri eşleyerek bir takım çıktılar elde etmekdir. Bunu yapmak için Çinceyi anlamanız gerekmez. Fakat kimse bu durumda sizin Çinceyi anladığınızı iddia edemez. İçinde bulunduğunuz sistem hesaplamalı bir algoritmadır. Algoritmalar sentaktik sembolleri içerir, fakat zihinlerin semantiği vardır. Yani Çince kelimelerin ve cümlelerin anlamları zihinlerin içeriğidir, hesaplamalı makinelerin değil…
Bu argüman, zihnin bir bilgisayar programı olmadığını savunan araştırmacılar tarafından anlamlı ve tutarlı görülmekle birlikte, Turing takipçileri tarafından gelen itiraz bellidir: Searle, güçlü YZ iddiasını yanlış anlamıştır. Searle bu odada dikkatleri sadece odanın bir elemanına, yani odadaki kişiye odaklamıştır. Fakat odanın tamamı, odadaki kişiden fazla şey ifade eden bir sistemdir. Odadaki kişinin Çince bilmemesi, sistemin yani odanın tamamının Çinceyi anlamayacağı anlamına gelmez. Çünkü bilinçli zihinler Çince konuşurken, bu odanın tamamının yaptığı sistematik işlemden ayrı bir şey yapmaz. Epey güçlü bir itiraz…
Searle bu itiraz karşısında şunu fark eder: Sentaks denen semboller, semantiksiz hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü kağıt üstündeki bir şeklin, bilinçli zihinler nezdinde bir sembol ifade edebilmesi için, zaten ona bir anlam yüklenmiş olması gerekir. Dolayısıyla sentaks ve semantik birbirinden ayrılamayacak niteliklerdir.
Sistemde birtakım semantik anlamlar yüklenmiş sembollerin mevcut olması, sistemin içerdiği Çince sembollerin anlamlarının sistem tarafından farkına varılabildiği anlamına gelmez. Çünkü bu sistemin birtakım anlamlar içerdiği, yalnızca gözlemci tarafından semantik anlamlar yüklendiği takdirde söylenebilir. Aslında bu tüm nesneler için genelleştirilebilir. Bir kağıt paranın içerdiği selüloz lifleri, onun para oluşu ile alakasız olarak yapısal özelliğidir. Onun para oluşu ise, içerdiği selüloz liflerinden veya fiziksel yapısından bağımsız olarak bilinçli gözlemci tarafından ona yüklenen anlamla ilişkilidir. Dahası, bir sistemin yaptığı işlemin “hesaplama” olduğunu söylemek de aynı şekilde bilinçli gözlemcinin ona hesaplama atfetmesi şartına bağlıdır. Pencere örneğinde olduğu gibi. Sistemin içerdiği fizik materyalin türünden bağımsız olarak yaptığı işlemin hesaplama olması, bilinçli zihin tarafından onun hesaplama olduğuna hükmedilmesi şartına bağlıdır. Bu ise, sentaks-semantik ayrımını da aşan, varoluşsal bir argümandır. Dolayısıyla hesaplamalı sistem, içrek yapısındaki anlamların farkına varamayacaktır.
Beynin zihinsel içeriklerini belirten nöronal aktivasyon hesaplamalı bir Turing makinesince simüle edilebilse de bu simülasyonun zihin üreteceğini söylemek, varoluşsal olarak mümkün değildir…
Peki kuantum bilgisayarlar için de aynı şey geçerli mi? Bu bilgisayarlarda bilinç oluşması mümkün müdür?
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil