Aşağıdaki fotoğraf, dün gece twitter'da saygıdeğer Muhammed Ballı @rizotomi ile aramızda geçen epey verimli bir diyalogda kendisi tarafından paylaşıldı. Kendisi, bu fotoğrafı komik bulma eyleminin, bilincin non-algoritmik (algoritmik olmayan) mekanizmasına örnek verilip verilemeyeceğini sordu. Ben de bunun bir hüküm koyma eylemi, yani tasdik olduğunu söyleyerek örnek verilebileceğini söyledim. Kendisi de bir biyomedikal mühendisi olarak bilgisayarlı görü derslerinde bu örneğin verildiğini ve benim tahminimle uyumlu olarak bilgisayarın bu fotoğrafı komik bulabilmesinin çok uzak bir hedef olduğunun söylendiğini belirtti.
Konuyu biraz açalım.
Fotoğrafta eski Amerikan başkanı Obama'nın bir şakası ve beraberindeki insanların buna gülüşü görülüyor. İnsan bilinci ve idrakine göre bu fotoğrafta komik bir durum olduğu ve insanların buna güldüğünü anlamak zor değil. Peki algoritmik işlemlere dayanan bilgisayar sistemleri, bu fotoğraftaki komikliği bizim gibi anlayabilir mi?
2020 Nobel Fizik Ödülü sahibi İngiliz fizikçi ve matematikçi Roger Penrose, meşhur Kralın Yeni Aklı ve Zihnin Gölgeleri adlı birbirini izleyen kitaplarında, bilgisayar gibi algoritmik sistemlerin (buna kısaca yapay zeka diyebilirsiniz) bilinçli farkındalık oluşturabilmelerine fizik yasalarının ne kadar izin verdiğini uzun ve ayrıntılı bir şekilde tartışır. Ana fikir, insan beynindeki nöron bağlantısallığının belli bir seviyenin üzerine çıktığında bir şekilde bilinci meydana getirmesi iddiası, ve bu iddianın bilgisayarlar veya yapay zeka için de geçerli olup olmayacağını tartışmaktı. Aynı karmaşayı sağlayan bağlantısal algoritmalar da aynı mekanizmayla bilinci var edemez miydi?Spoiler vermek gibi olmasın ama Roger Penrose kitapların sonunda klasik fizik kuramımızın içeriğine dahil olan algoritmik sistemlerin bilinçli farkındalık ve hüküm koyabilme gibi bir özelliğe sahip olamayacağı sonucuna varır. Yani algoritmik sistemin bağlantısal karmaşıklığı ne seviyede olursa olsun, fizik yasalarımız gereği bilinçli bir farkındalığın meydana gelmesi mümkün değildir. Penrose'a göre insan beyninde algoritmik temelde pek çok olay meydana gelmekte, fakat bunlar bir şekilde bilinçli değil bilinçaltı seviyede gerçekleşmektedir. İnsanın şuursuzca ayağını sallamasıyla sonuçlanacak nöral aktivasyonlar gibi... Fakat bilinçli farkındalık ve anlama-hüküm koyabilme yeteneği için bundan fazlası gerekir. Bunun ispatı, Gödel'in tamamlanmamışlık kuramı ile yapılabilir.
Gödel'in tamamlanmamışlık kuramının içeriğini anlatmak bu yazının amacını ve hacmini epey aşacak. Bu yüzden özet geçmekte fayda var. Gödel kuramına göre matematiksel sistemler içinde ispatlanamadıkları halde doğru olduklarını fark ettiğimiz bazı aksiyomlar vardır. Penrose'a göre bilgisayarlar bir teoremi ispatlamak için "aksiyom ispatlayıcı algoritmalar" kullanmalıdır. Fakat bu algoritmalar, sistem içerisinde doğru olduğunu bildiğimiz fakat ispatlanması mümkün olmayan bazı aksiyomları, kısaca Gödel aksiyomlarını ispatlayamaz, ispatlayamadığı için doğrulayamaz. Yani bir algoritma, kendi algoritmik düzeneği ile kendi kusurunu tespit edemez. Bu nedenle bu aksiyomların doğruluğuna hükmedebilmek, non-algoritmik bir işleyişin yeteneği olsa gerektir. Özetle, Penrose, Gödel teoremini, bilinçli farkındalığın ve anlama yeteneğinin non-algoritmik bir doğaya sahip olmak zorunda olduğunu ispatlamada kullanır.*Meseleyi yukarıdaki resim bağlamında netliğe kavuşturalım. Bir bilgisayarın yukarıdaki resimle veya bir hasiyetle bu resimle ortak olan diğer resimlerle karşılaştığında, resmin komik olduğunu telkin edecek tepkiler vermesini, veya gülme efekti vermesini sağlayacak bir algoritma üretilebilir. Fakat bu, bilgisayarın bu resmin komik olduğuna "hükmettiği" anlamına gelmeyecektir. Resimdeki insanların neye güldüğünü bilgisayarın tespit edememesi olarak özetlenen problemin, gülme eyleminin doğası ile ilişkili olduğunu düşünüyorum.
Gülme eylemi, sadece mimik kaslarının hareket etmesi değil, bilinçli idraka dayalı anlamlı bir eylem olunca, bilgisayarın bu resimdeki komikliği tespit edebilmesi, bizim buna komik hükmü vermemizle kayıtlanır. Hatta bilgisayarın verdiği gülme efekti bile, bizim o efekti "gülme efekti" olarak kabul ettiğimiz takdirde bir anlama erişir. Pür algoritmik çıktı olarak kaldığı sürece anlamsız kalacaktır.
Bilgisayarın resimdeki insanların güldüğünü, hatta neye güldüğünü tespit edebilmesini sağlayacak bir algoritma üretmek ilkesel olarak mümkündür. Fakat bu, bir şeyin komikliğine hükmetmekten başka bir şeydir. Amerikalı felsefeci John Searle'ün Çince odası deneyinden çıkardığı sonuca benzer bir sonuçtur. Hükmetme yeteneği, anlama/anlamlandırma yeteneği, insan bilincinin non-algoritmik olmayan doğasına ait bir fenomendir.
Klasik İslam felsefecilerinin tespit ettiği üzere insan zihninin bir şeyi tasdik edişi yalnızca iki türlü olabilir, ya o şeyin hükümlerden arındırılmış çıplak bilgisi şeklindedir ki buna tasavvur denir. Ya da o şeye hüküm verilmiş bir bilgidir ki bu da tasdiktir. Tasavvurlar ve tasdikler, kendisine riayet edildiği takdirde zihni düşünürken hata yapmaktan koruyacak olan "mantığı" oluşturur. Mantık, veya başka bir deyişle natıkiyet (veya düşünebilme, idrak edip hükmedebilme ve anlayabilme yeteneği) mantıkçıların tespiti üzere insanı aynı cins içerisindeki diğer türlerden ayıran özelliğidir. İnsanın "düşünen canlı" şeklinde tabir edilme sebebi budur.
Mantıkçıların insanı diğer canlılardan ve varlıklardan ayıran özelliği olarak bahsettikleri "düşünebilme-idrak edebilme" yeteneği, yani tasavvurlar ve tasdikler, Roger Penrose'un, insan bilincinin non-algoritmik doğasına ait olan "anlama-hüküm koyma yeteneği" dediği şeyin ta kendisidir.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder