8 Ağustos 2021 Pazar

Modern Kelamî Kozmolojiye Modern Bilimden Neden Ekmek Çıkmaz?

Aydınlanmanın belki en önemli filozofu olan Kant'ın metafizik eleştirileri ve kendi ifadesiyle metafiziği mahkemeye çıkarma ve yargılama çabası malumdur. Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'nden anladığımıza göre metafizik, bilimin emin yoluna tarih boyunca girmemiştir ve girmesi de mümkün görünmemekte. Kant, bazı metafizik nesnelerin akıl tarafından inşasını "antinomi" olarak tarifler. Bu antinomilerden biri, evrenin ezelden beri mi var olduğu, yoksa sonradan mı var olduğu meselesidir. Buna göre teorik akıl her iki seçeneğe yönelik gerekçeler sunar ve kesin bir karara varamaz. Yani bu soru, antinomiktir, saf aklın sınırları dahilinde cevaplandırılamaz.

Fakat son zamanlarda bazı düşünürler ve akademisyenler tarafından şöyle bir düşünce dile getiriliyor: 20. yüzyılın modern bazı bilimsel gelişmeleri, Kant'ın antinomilerini çözüme kavuşturmakta ve Kant'ın metafiziğe yönelik eleştirilerini yıkmaktadır.

Talha Hakan Alp tarafından 17 Ocak 2021 tarihinde yazılmış bir tweet'te "Müslüman akademisyen/düşünürler tarafından, Kant’tan itibaren son iki yüz yılda metafiziğe yöneltilen eleştirilerle yüzleşmeden/hesaplaşmadan ortaya konan varlık, bilgi ve ahlak felsefelerine güven duyamıyorum. Başarılı olanlarının farkı ya cedel ya retorik gücüne dayanıyor." deniyordu. Enis Doko'nun bu tweet'e verdiği 18 Ocak 2021 tarihli cevapta ise şöyle deniyordu: "Sayın hocam benim metafiziğin temelleri kitabının giriş bölümünde Kant'ın eleştirilerine kısmen değinip cevap vermeye çalışıyorum. Ancak kanaatimce Kant'ı yıkan çağdaş bilimdir. Sentetik A priori'ye verdiği tüm örnekler 20 yüzyılın başında gelişen bilim tarafından yanlışlandı."

Enis Doko'nun "Kant'ın sentetik a priori'ye verdiği tüm örnekler" derken neyi kastettiği kendisi tarafından açıklanmaya muhtaç gibi. Fakat tahminimce Kant'ın antinomilerini kastediyor ve 20. yüzyıl başındaki bilimsel gelişmelerin Kant'ın antinomilerini yanlışladığını ve Kant'ı yıktığını iddia ediyor. Evrenin ezelî olup olmaması ile ilgili antinomiyi yıkan(!) bilimsel gelişmenin de evrenin genişlemesi ve big bang teorisi olduğunu tahmin etmek güç değil.

2017 Van baskısıyla ve Din Karşıtı Çağdaş Akımlar ve Deizm başlığıyla basılan “İlahiyat Fakülteleri XXII Kelâm Koordinasyon Toplantısı Uluslararası Din Karşıtı Çağdaş Akımlar ve Deizm Sempozyumu Bildiri Metinleri Kitabı”nın 107. sayfasında Mehmet Bulğen’e ait “Kant'ın Agnostik Antinomileri ve Kelamcıların Kozmolojik Argümanları: Modem Bilim Açısından Bir Değerlendirme” başlığıyla bir makale yayınlamıştı. Dipnotlardaki linkten yayına ulaşılabilir.1 Bu metinde Mehmet Bulğen, modern bilimdeki bazı gelişmelerin Kant’ın antinomilerini çözüme kavuşturuyor göründüğünü savunmaktaydı. Bilimsel Kozmoloji ve Kant’ın Antinomileri başlığı altında Bulğen, big bang teorisinin evrenin ezelden beri var olmadığını, aksine sonradan var olduğunu kanıtladığını, bu vesileyle Kant’ın antinomisini çözüme kavuşturduğunu savunuyordu. Big bang teorisi tarafından desteklenen evrenin sonradan var olduğu düşüncesi ise, kelâmî kozmolojideki “alemin hudûsu” görüşünü destekliyordu. Buna göre modern bilimsel gelişmeler Kant’ı ve onun agnostik antinomilerini çözüme kavuşturmuş ve kelamî kozmolojiyi haklı çıkarmıştı.

Bu düşünce algoritmasını birkaç gerekçeyle arızalı bulduğum için bu yazıyı yazmaya karar verdim. Çünkü bilim-felsefe ilişkisi ve bunun kelâm ile irtibatı meselelerinin yeterince hassas ve dakik bir metotla ele alınmadığını, daha derinlikli ve etraflı düşünülmüş kuramların gerekliliğini düşünmekteyim. Yukarıda özetlediğim düşünce algoritmasını, birbirini takip eden kademeli 3 soru ile eleştireceğim. Bu sorular şunlar:

1-  Big bang teorisinin Kant’ın “evrenin ezelî olup olmaması” antinomisini çözdüğü varsayıldığı takdirde Kant’ın felsefesi Enis Doko’nun iddia ettiği gibi yıkılır mı?

2-  Big bang teorisi, alemin sonradan var olduğunu gösterir mi, dolayısıyla bu teori Kant’ın “evrenin ezelî olup olmaması” antinomisini Mehmet Bulğen’in iddia ettiği gibi gerçekten çözmüş müdür?

3-  Big bang teorisine ne kadar doğruluk atfedilebilir?

Birinci soruyla başlayalım:

Aydınlanmanın en önemli filozofu Kant’ın en az Saf Aklın Eleştirisi kadar önemli olduğunu düşündüğüm başka bir eseri daha var ki, ismi Prolegomena zu einer jeden künftigen Metaphysik, die als Wissenschaft wird auftreten können, yani “Gelecekte bilim olarak ortaya çıkabilecek tüm metafiziklere Prolegomena”. Kısaca Prolegomena.

Kant, Prolegomena’nın önsözünde, Saf Aklın Eleştirisi’ni telif ettiği zaman büyük bir ilgilyle karşılanacağını ve değeri geniş çevrelerce takdir edilerek ve anlaşılarak hak ettiği saygıyı göreceğini tahmin ettiğini, fakat şaşırtıcı bir şekilde takdir edilmek şöyle dursun tam tersine sıkı eleştirilere maruz kaldığını belirtiyor. Herhalde kitabının tam anlaşılmamış olabileceği ihtimaline yönelik Saf Aklın Eleştirisi’nin hem özeti, hem şerhi babında Prolegomena’yı yazdığını belirtiyor. Esasında Prolegomena’nın yazılış amacı, kitabın isminden belli. Kendi zamanında bazı metafizik görüşlerin, gelecekte bilimin sahasına dahil olarak bilimsel teoremler halinde incelenebileceği ihtimalini önceden kabul etmiş görünüyor. Fakat bilimin emin yoluna girmemiş olan diğer bazı metafizikler için iddialarının baki olduğunu belirtiyor. Sonuçta Kant için metafiziğin hangi konuları içerdiğinden ziyade, aklın metafiziğe erişim imkanı tartışma konusudur. Öte yandan, delilin butlanı, medlulün butlanını gerektirmeyeceği için, Enis Doko’nun iddia ettiği gibi Kant’ın sentetik a priori’ye getirdiği örneklerin çözüme kavuşturulması, bu örneklerin arkasındaki esas felsefi düşüncenin yıkılacağı anlamına gelmez, bu temel bir mantık kuralıdır.

İkinci soruya geçelim:

Big bang teorisi, bazı astrofiziksel araştırmalar sonucu evrenin genişliyor olabileceği ve dolayısıyla bu genişlemenin astronomik ölçüde kısa bir zaman içindeki astronomik ölçüde genişlemeyi takiben devam ettiğini akla getirir. 20. yüzyıl öncesi bilimsel paradigma, evrenin ezelden beri var olduğu veya zamanda bir başlangıcı olmadığı yönündeydi. Bu yüzden fizikçiler big bang teorisine hızlıca adapte olamamışlardır. Başta Einstein olmak üzere birçok fizikçi big bang teorisinden duydukları rahatsızlığı dile getirmiştir. Adına big bang denmesinin sebebi ise, eski paradigmaya bağlı bir televizon programcısının canlı yayında evrenin genişlemesi hipotezi ile alay etmek amacıyla “büyük bir patlama” yakıştırması yapmasıdır.

Big Bang teorisi, evrenin nasıl davrandığını evrenin içinden elde edilen gözlemlerle açıklamaya çalışan bir teori olduğu için, evrenin dışı ve big bang olmadığı halinde varlığın ne durumda olacağı ile ilgili bir fikir veremez. Temel ontolojik bir bilgidir ki, tanrı dışında bir şey kendi varlığının garantörü olamaz. Dolayısıyla evrenin yokken sonradan var olduğuna dair bir ispat sunmaz. Alemin yoktan var olduğu ile ilgili iman esasının delili big bang’den daha derin bir metafizik anlamı haizdir. Ayrıca kelâmî kozmoloji adına yapılan diğer bir hata ise, kelâmdaki “âlem” tanımını fiziğin kabul ettiği evrene eşitlemektir ki ne bilimsel ne de metafiziksel hesabı verilemeyecek bir hata olarak görüyorum.

Evrenin başlangıcı ve evrendeki tekillik (singularity) alanları ile ilgili Hawking-Penrose tartışması malumdur. Meşhur fizikçi Roger Penrose, big bang teorisinden yola çıkarak Konformal Siklik Kozmoloji adında bir teori geliştirmiştir. Buna göre içinde yaşadığımız evren Lobachevski geometrisine uyumlu olarak genişlemekte fakat evrenin içerdiği bazı tekillik alanları (ki en bilineni kara deliklerdir) bildiğimiz doğa kanunlarının geçerli olmadığı alanları oluşturur. Konformal Siklik Kozmoloji teorisine göre evrenin genişlemesiyle evrendeki entropi nihai değerine ulaştığı an evrenin sonu gelir ve evrenin içerdiği tekillik alanlarından birinden yeni bir big bang meydana gelir. Bu big bang ile oluşan evren de aynı döngüye uğrar ve bu konformal siklus böylece devam eder gider. Bilimsel anlamda Penrose’un bu modeli, evrenin sonradan var olmadığı ve ezelden beri var olduğu görüşünü telkin etmektedir ve big bang teorisi ile uyumludur. Söylemek istediğim; big bang teorisinden yola çıkarak evrenin sonradan var olduğunu da söyleyebilirsiniz, ezelden beri bir şekilde var olduğunu da söyleyebilirsiniz. Bu sizin metafiziksel ön kabulünüzle ilgilidir. Big bang teorisi yalın haliyle evrenin sonradan var olduğu veya ezelden beri var olduğu ile ilgili hiçbir şey söylemez. Dolayısıyla big bang teorisi, metafiziksel anlamda tarafsızdır diyebiliriz.

Üçüncü soruya gelirsek:

Big bang teorisinin gözlemsel arka planı, yıldızların kırmızıya çalma denenve Doppler etkisi olarak adlandırlan bir fenomene sahip olmasıdır. Buna göre Hubble teleskopu ile elde edilen verilere göre, yıldızların kırmızı dalga boylu ışın yaymaları, birbirlerinden uzaklaşmaları ile açıklanmaktadır. Bu durum, bir ambulansın siren sesinin ambulans uzaklaştıkça kalınlaşması ile aynı teorik nedene dayanır. Yıldızların düşük dalga boylu ışık yaymaları, tıpkı ambulans gibi, birbirlerinden uzaklaştıklarını göstermektedir.

Meselenin devamını Wolfgang Smith’ten okuyalım (Kadim Kozmoloji İrfanı, s. 170, 1. Baskı, Çev. Ali Sebetci, İnsan Yayınları, Şubat 2020):

"... Oysa son kırk yılda biriken gözlemsel sonuçların bu varsayımla (big bang varsayımıyla) çeliştiği görülüyor. Büyük patlama teorisyeni için ilk kötü haber 1963’te şimdi kuasarlar olarak bilinen spektrumları, uzaklaşma hızları ışık hızına yaklaşacak kadar kırmızıya kaymış olan ekstragalaktik radyo kaynaklarının keşfiyle geldi. Ancak kısa bir süre sonra bu kuasarların tipik olarak kırmızıya kayışları normal olan, yani küçük galaksilerle ilgili olduğu anlaşıldı. Dolayısıyla büyük patlama geometrisine göre milyarlarca ışık yılı mesafede olması gereken bu yıldızsal nesnelerin yakın komşular olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden kuasarların kırmızıya kayışlarının Doppler etkisi olarak yorumlanmasından kuşku duyulmaya başlandı. vd.”

Wolfgang Smith ilgili bölümün devamında evrenin genişlemesi hipotezinin doğru olmadığına işaret eden başka gözlemsel veriler de sunmakta ve sonuç olarak benimle aynı görüşü savunarak big bang teorisinin evrenin sonradan var olduğu yönündeki düşünceye delil olamayacağını savunmakta. En azından astrofiziğin bazı diğer gözlemlerinin big bang teorisi ve evrenin genişlemesi hipoteziyle uyumlu olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda insanın aklına şu soru geliyor: gelecekte evrenin genişlediği hipotezi yanlışlanarak evrenin aslında genişlemediği ve big bang diye bir olayın aslında yaşanmadığını kabul eden bir bilimsel paradigma görebilir miyiz? Hiç şüpheniz olmasın ki ihtimal dahilindedir. Dolayısıyla bilimsel bir teorinin üzerine metafiziksel, hatta kelâmî bir kuram kurgulanacaksa hem ontolojik, hem de metodolojik hataya düşme riski söz konusudur. Nitekim yukarıda ismini verdiğimiz akademisyenlerin bu hataya düştüklerini üzülerek gördük. Kelâmî kozmolojinin dayanağı yapılan bilimsel teoriler yeni bir paradigma tarafından yanlışlandığı takdirde kelâmî kozmolojinin de güvenilirliği tehlikeye atılmış olacaktır.

Modern bilimsel gelişmelerin içerdiği en büyük zorluk, belki de, bu gelişmelerden doğru felsefi anlamlar çıkarabilmektir. Bu zorluk, hiç şüphesiz göze alınması gereken bir zorluktur.

Son olarak birkaç cümle ile Kant’a değinmek istiyorum. Kant’ın metafizikle derdi, içeriksel değil metodolojiktir. Metafizik savlar, bilimin yöntemsel indirgemeciliği ile sınanamayacağı için metafiziğin duyulara hitap eden bir tarafı yoktur. Dolayısıyla aklın metafizik nesneleri kurmak için kullanabileceği tek hammadde, kavramlardır. Fakat Kant’ın en temel iddiasına göre salt kavramlarla (veya saf akılla) bilimsel olarak sınanamayan nesneler kurulamaz. Bir nesnenin kuruluşu için kavramlardan fazlasına, yani duyusal deneyimlere gereksinim vardır.

Görüldüğü üzere Kant’ın düşüncesi, metafiziğin kendisi değil, aklın metafiziğe erişimi bağlamındadır. Kant’ı gerçek anlamda yanlışlayacak bir kuram kozmolojik gelişmelerden ziyade, Kant’ta nesnelerin akıl ve duyular tarafından kuruluşuna odaklanmalı ve varsa buradaki bir hatayı göstererek burayı onarmalıdır. Zannederim, böyle bir kuram “Supramodal Transandantal Entegrasyon” adı altında, son zamanlardaki yeni nörolojik paradigmanın ışığında kurgulanmaktadır.2

 

 

·      https://www.aydin.edu.tr/tr-tr/arastirma/arastirmamerkezleri/tarmer/programlarimiz/kat%C4%B1ldigimiz-programlar/PublishingImages/Pages/Van---Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC-Y%C4%B1l-%C3%9Cniversitesi---Uluslararas%C4%B1-Deizm-Sempozyumu/Sempozyum%20Yay%C4%B1n%C4%B1%20-%20Din%20Kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20%C3%87a%C4%9Fda%C5%9F%20Ak%C4%B1mlar%20ve%20Deizm%20-%20Van%202017.pdf

 2 Adı geçen kuram, tarafımızca geliştirilmekte olup, inşallah ileride ayrıntıları ve deneysel verileri ile literatüre kazandırılacaktır.


7 yorum:

  1. merhaba, öncelikle kıymetli yazılarınız için teşekkür ederim. sizi bir süredir twitterdan da takip eden biri olarak affınıza sığınarak bazı sorular sormak istiyorum.

    "Tanrının ve ruhun varlığının "ispat" cihetinden ele alınış devri kapanmıştır." sözünüzü açabilir misiniz? İspatlanabilirlik ve doğrulanabilirlik bir birinden ayrılmıştır ile ne kastediyorsunuz?

    Kantın antinomileri günümüzde aşılamadıysa tanrı konusunda agnostik tavır benimseyenler mesul değil midir?

    Eğer kadiri mutlak bir tanrı ispatlanamıyorsa peygamber efendimiz(s.a.v) nübüvvetini nasıl temellendireceğiz?

    Size göre günümüzde müslümanlar fideist bir tavır mı takınıyor?

    Mustafa Sabri Efendinin Kant eleştirileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Din hakkında bilgilerimiz zanna mı dayanıyor? Bilgi ve inanç ayrımı konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

    Selam ve dua ile...

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Onlarca bilim adamı tevatür şeklinde evrenin bir tekillikten var olduğunu s9ylerken kalkmış Wolfgang adlı adam8n kısır tenkidleriyle apaçık şahid olduğumuz evrenin genişlemesi olgusunu inkâr etmenin mânâsı nedir

    YanıtlaSil
  4. Hubble Kanunu var onlarca gözlem var denene bak

    YanıtlaSil
  5. Evrenin genişlemesi hipotez mi hahahahah

    YanıtlaSil
  6. Hubble Kanunu ne ara hipotez oldu ve gözlemlerle yanlışlanacak öyle mi ?

    YanıtlaSil
  7. Bu durumda insanın aklına şu soru geliyor yer çekimi hipotezi (!) yanlışlanarak aslında çekim olmadığı bilimsel bir paradigma g9rebilirmiyiz kuşkusuz bu mümkündür

    BİG bang hakkında yazının muhtevası bu

    YanıtlaSil